Moda haftalarının podyumlarında teknolojinin kullanılması yeni değil. Ancak Seul’de bu kez teknoloji yalnızca ışık, görüntü ya da sahne tasarımının parçası olmaktan çıktı ve doğrudan podyuma adım attı.
1–6 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 2027 İlkbahar/Yaz Seul Moda Haftası, Dongdaemun Design Plaza’nın yanı sıra Lotte World Tower’a da yayıldı. Seul Büyükşehir Belediyesi, organizasyonu yalnızca bir moda haftası değil, moda, alışveriş ve K-kültürünü buluşturan kent ölçekli bir etkinlik olarak konumlandırdı.
Greedilous’un modellerine robotlar eşlik etti
Moda ile robotik teknolojinin en görünür buluşması Güney Koreli tasarımcı Younhee Park’ın Greedilous defilesinde gerçekleşti.
Markanın Adidas iş birliğinin de yer aldığı koleksiyonunda rahat terzilik ve renkli spor giyim parçalarını taşıyan modellerin arasına insansı robotlar katıldı. Robotlar Güney Koreli robotik şirketi Robotis tarafından geliştirildi.
Koleksiyonun çıkış noktalarından biri Küçük Prens‘in dünyaya gelişi fikriydi. Park’a göre robotlar da bu hikâyedeki merak, keşif ve insanlarla teknolojinin gelecekte birlikte var olabilmesi düşüncesini temsil ediyordu.
Dolayısıyla robotlar defileye yalnızca dikkat çekmek için eklenmiş teknolojik bir gösteri unsuru değildi; koleksiyonun anlatısının parçası olarak kullanıldı.

Ameca da podyumdaydı
Seul Moda Haftası’nın teknoloji denemeleri Greedilous ile sınırlı kalmadı.
Güney Koreli tasarımcı Hannah Shin, 3 Eylül’deki LIMINAL: Iridescent Mythology koleksiyonunda yapay zekâ, 3D baskı ve robotik teknolojileri couture ile bir araya getirdi.
Gösteride dünyanın en tanınmış insansı robotlarından Ameca da yer aldı. Ancak Greedilous’un robotlarından farklı olarak Ameca podyumda yürüyen bir model değildi. Defileyi izleyen, başını çeviren ve modeller geçerken tepki veren bir figür olarak konumlandırıldı.

Elbise çevresindeki sesi anlayıp tepki verdi
Hannah Shin’in koleksiyonundaki asıl teknolojik yenilik ise giysilerin kendisindeydi.
SoundCare ile geliştirilen sistem, yapay zekâ kullanarak çevredeki sesleri yalnızca algılamakla kalmıyor; sesin ortaya çıktığı bağlamı da yorumluyor.
Bu bilgi daha sonra giysiye aktarılıyor ve tasarım ışık, dokunsal geri bildirim ya da hareket yoluyla çevresine tepki verebiliyor. Koleksiyonda bu teknoloji 3D baskıyla hazırlanan giyilebilir sanat parçalarıyla birleştirildi.
Böylece giysi, yalnızca üzerinde teknoloji taşıyan bir nesne olmaktan çıkarak vücut ile çevre arasında çalışan bir arayüze dönüşüyor.

Seul moda ile teknolojiyi birleştiriyor
Robotların podyuma çıkması Seul Moda Haftası’nın teknolojiye yönelmesinin tek göstergesi değil.
Seul yönetimi organizasyonun 2027 İlkbahar/Yaz sezonunda DDP’nin yanı sıra Lotte World Tower’a genişletildiğini ve etkinliğin halka daha açık bir moda festivaline dönüştürüldüğünü açıkladı. Defileler ve ticari etkinlikler K-fashion’ın uluslararası görünürlüğünü artırma stratejisinin parçası olarak konumlandırılıyor.
Vogue’un 11 Eylül’de yayımlanan Seul Moda Haftası değerlendirmesi de teknoloji kadar Güney Koreli tasarımcıların giyilebilir, ticari potansiyeli yüksek koleksiyonlarının dikkat çektiğine işaret ediyor.
Robotların modellerle aynı podyumda yürümesi ise Seul’deki bu dönüşümün en görünür sembollerinden biri oldu.

