Paris Moda Haftası’nda 5 Ekim’in en çok beklenen defilelerinden biri Chanel’di. Moda faaliyetlerinin sanat direktörü Matthieu Blazy, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda arşivi doğrudan tekrar etmek yerine Gabrielle Chanel’in yaşamı boyunca geçirdiği dönüşümleri koleksiyonun çıkış noktasına yerleştirdi.
Blazy’nin yaklaşımında tek bir Gabrielle Chanel yok. Genç Gabrielle’den moda dünyasını değiştiren Coco Chanel’e uzanan farklı dönemler, aynı kadının farklı kimlikleri olarak koleksiyonda yan yana geliyor.




Bir kadının içindeki farklı kadınlar
Koleksiyonun temelinde dönüşüm var. Gabrielle Chanel’in Edward dönemi korseleri ve katı terzilik anlayışıyla başlayan moda yolculuğu, daha sonra kadın bedenini özgürleştiren tasarımlarına bağlanıyor.
Erkek gardırobundan alınan terzilik kodları yeniden yorumlanıyor; gündüz ve gece giyimine ait erkek parçaları yeleklere, pantolonlara ve kalem etekli takımlara dönüşüyor. 1930’ları hatırlatan gece elbiselerinde ise payetler, örgüler ve boncuklar daha hafif bir yapı kazanıyor.
Koleksiyonda geçmiş tamamen ortadan kaldırılmıyor. Korselerin balenlerini hatırlatan çizgiler, fırfırlı yakalar, peplumlar ve bedeni biçimlendiren eski kalıpların izleri yeni siluetlerin içinde bırakılıyor.




Chanel takımına yeni yorum
Gabrielle Chanel’in moda tarihindeki en güçlü imzalarından takım elbise de koleksiyonun merkezinde.
Ancak bu kez klasik Chanel takımı daha hafif ve hareketli. Koleksiyonun finalinde kullanılan yeni “smocked tweed” tekniği, tüviti esneyebilen ve bedenle birlikte hareket eden bir yapıya dönüştürüyor.
Blazy böylece Chanel’in giyimde hareket özgürlüğü arayışını bugünün tekstil teknolojileriyle buluşturuyor.




İpeklerde günün saatleri
Koleksiyonun en dikkat çekici bölümlerinden biri transparan ipekler.
Farklı ağırlıklardaki baskılı ipek katmanlarının üst üste kullanılmasıyla kumaşlarda bulutların zaman içindeki değişimini andıran görüntüler yaratılıyor. Sabah ışığı, altın saat ve gecenin tonları elbiselerin üzerinde birbirine karışıyor.
Hafiflik yalnızca görüntüde değil, koleksiyonun yapısında da öne çıkıyor. Kumaşların beden çevresindeki hareketi, Blazy’nin Chanel için kurduğu özgürlük fikrinin parçasına dönüşüyor.
Kuşlar kafesten çıktı
Koleksiyonun simgesi ise kuşlar.
Özellikle ebabil ve kırlangıç, düğmelerden nakışlara ve mücevherlere kadar farklı ayrıntılarda karşımıza çıkıyor. Kuş burada yalnızca dekoratif bir motif değil; Gabrielle Chanel’in hayatı boyunca peşinden gittiği özgürlüğün simgesi.
Bu fikir aksesuarlara da taşınıyor. Arşivden Gabrielle Chanel’e ait 2.55 çantayla başlayan anlatı, yeni flap bag yorumları, bulutlardan esinlenen çantalar ve içinden kuşların kaçtığı kafes biçimindeki minaudière ile devam ediyor.
Geçmişi tekrarlamadan Chanel olmak
Blazy, koleksiyonun tarihsel bir Chanel retrospektifi olmadığının özellikle altını çiziyor. Amaç Gabrielle Chanel’in kıyafetlerini yeniden üretmekten çok, onun farklı dönemlerdeki kimliklerinin birbirinin içinde nasıl yaşamaya devam ettiğini göstermek.
Bu nedenle İlkbahar/Yaz 2027, Chanel’in geçmişine bakarken nostaljiye yaslanmıyor. Markanın en eski fikirlerinden biri olan hareket, kendini ifade etme ve özgürlük, yeni kumaşlar ve yeni siluetlerle yeniden kuruluyor.
Ve koleksiyonun kuş metaforu sonunda Gabrielle Chanel’in kendi hikâyesine bağlanıyor: Attığı her adım onu biraz daha özgürleştiriyor.
Kaynak: Fédération de la Haute Couture et de la Mode (FHCM); Chanel.
