Paris Moda Haftası’nın ilk büyük defilelerinden biri Dior’dan geldi. Tuileries Bahçesi’ndeki havuzun üzerine kurulan podyumda sunulan 65 görünümlük koleksiyon, moda evinin geçmişi ile Jonathan Anderson’ın daha serbest tasarım dili arasında kurulan ilişki üzerine şekillendi.

Dior’un klasik silueti gevşedi
Koleksiyonun en belirgin değişimi terzilikte görüldü. Christian Dior’un 1947’deki New Look döneminin sembollerinden olan, beli belirginleştiren Bar ceketler bu kez daha yumuşak ve dökümlü formlara dönüştü.
Transparan kumaşlar ceketlerin ve gömleklerin altında görünür hale gelirken, bazı tasarımlarda iç giyim parçaları özellikle açıkta bırakıldı. Pilili kumaşlar, uzun kurdeleler, dantel paneller ve tüyü andıran yüzeyler koleksiyonun romantik tarafını oluşturdu.

Metalik pantolonlar podyumda
Sezonun dikkat çeken parçaları arasında gümüş ve yeşil metalik pantolonlar vardı. Geniş çift düğmeli ceketlerle eşleştirilen bu parçalar, koleksiyonun daha klasik gri, siyah, beyaz ve bej tonlarını kırdı.
Tereyağı sarısı, pudra pembesi ve açık mavi de koleksiyona renk katarken çizgiler ve kare desenler bazı görünümlerde birlikte kullanıldı.
Dior arşivinden 1952 tarihli La Cigale elbisesi de pembe pilili tülle yeniden yorumlandı. Markanın John Galliano döneminin simgelerinden Saddle Bag ise koleksiyonda yeniden ortaya çıktı.

Ön sırada yıldızlar
Defileyi Rihanna, Jennifer Lawrence, Rosalía, Cynthia Erivo ve Anya Taylor-Joy gibi isimler ön sıradan izledi.
Jonathan Anderson böylece Dior’daki yeni döneminde moda evinin tarihsel kodlarını korurken onları daha hafif, daha gevşek ve daha az kusursuz görünmeyi amaçlayan bir çizgiye taşımayı sürdürdü.
